18

Mayıs
2012

Gayrimenkullerle ilgili vergiler hayatımızın bir parçası!

Yazar: Art Emlak  |  Kategori: Emlak Sektör Haberleri  |  Yorum: Yok   |  

Türkiye’de 23 milyon “Emlak Vergisi mükellefi” var. Buna göre, neredeyse her ailenin, bir ya da bir kaç gayrimenkulleri nedeniyle Emlak Vergisi ile ilişkisi var. Olay Emlak Vergisi ile bitmiyor

Gayrimenkulün kiralanmasından elde edilen “gayrimenkul sermaye iradı” nedeniyle vergi mükellefi olanların sayısında “olağanüstü artış” var. Örneğin gelir vergisi ve KDV mükellefi, 10 yıl öncesine kıyasla azalırken, kira geliri beyan edenlerin sayısı yaklaşık yüzde 300 arttı.

Ev ya da başka gayrimenkulün satışından elde edilen “değer artışı kazancı” nedeniyle ödenecek olan “Gelir Vergisi”, ölüm veya bağış nedeniyle ödenen “Veraset ve İntikal Vergisi”, gayrimenkul alımında ödenen KDV, alım-satımda ödenen “Tapu harçları”, önem arz ediyor. Ayrıca, şirketlerin gayrimenkul alımı-satımı nedeniyle ortaya çıkan vergiler, “kooperatif” yoluyla edinilen konutlar, üyeliğin devri, inşaatın tamamlanması, kura çekimi, konutların üyelere dağıtımı ve tapu işlemleri, şirketlerin edindiği “gayrimenkuller”, bunların kiralanması ve satışındaki vergiler ve “vergi avantajları” yönüyle olaya baktığımızda, gayrimenkullerle ilgili konular neredeyse herkesi ilgilendiriyor.

Beş gün devam edecek olan bu dizide yukarıdaki konular, değişik yönleriyle açıklanacak, özellikli durumlara yer verilecek. Daha sonra da sorularınız yanıtlanacak.

Sıfır oranlı emlak vergisi için ‘evde bizzat oturma’ şartı var mı?

İndirimli emlak vergisi uygulamasından yararlanabilmek için konutta “bizzat oturma” koşulu aranmıyor.

Bu nedenle, sahip olduğu tek konutu kiraya verip, başka bir konutta kira ile oturanlar da diğer koşulları taşımaları halinde, emlak vergisi ödemezler.

Konuyla ilgili olarak, Maliye Bakanlığı tebliğ ile;

“indirimli vergi oranının uygulanması için konutta “bizzat oturma” koşulu aranmamaktadır. Bu nedenle, sahip oldukları tek konutu kiraya verip, kirada oturanlar da şartları taşımaları kaydıyla, indirimli vergi oranından yararlanabilirler” şeklinde açıklama yapmıştır (Bkz. 31 Aralık 2003 tarih ve 25333 sayılı üçüncü mükerrer baskı Resmi Gazete’de yayınlanan 38 Seri No.lu Emlak Vergisi Genel Tebliği).

Uygulamada bazı belediyelerin, evini kiraya verip kendisi kirada oturan emekli, ev hanımı ve işsizleri “sıfır oranlı” emlak vergisinden yararlandırmadıklarına rastlanabiliyor. Bu durumda olanların ilgili belediyeye, yukarıdaki tebliği de belirtmek suretiyle, “düzeltme” başvurusu yapmalarında yarar var.

Emekliye, ev hanımına, işsize ve engelliye ‘sıfır emlak vergisi’ avantajı var

Sıfır oranlı emlak vergisi avantajı, 10 milyon civarında emekli, ev hanımı, işsiz ve engelli vatandaşlarımızı yakından ilgilendiriyor.

Çok kişinin farkında olmadığı bu avantajdan yararlanabilmek için bazı koşullar aranıyor.

KİMLER YARARLANABİLİYOR?

1- Geliri sadece kanunla kurulan sosyal güvenlik kurumlarından, örneğin SSK (4/a), Bağ-Kur (4/b) ve TC Emekli Sandığı’ndan (4/c) aldıkları emekli aylığından ibaret olanlar ile bunların dul ve yetimleri,
2- Hiç bir geliri olmayan ev hanımları ve işsizler,
3- Gaziler,
4- Engelliler,
5- Şehitlerin dul ve yetimleri, “indirimli (sıfır oranlı) emlak vergisi” uygulamasından yararlanabiliyorlar.

200 M2 VE TEK KONUT KOŞULU

İndirimli yani “sıfır oranlı” emlak (bina) vergisi avantajından, Türkiye sınırları içinde;
1. Brüt alanı 200 m2′yi aşmayan,
2. Tek konuta sahip olanlar (intifa hakkına sahip olunması dahil), yararlanabiliyorlar.

BİLDİRİMDE BULUNMAK GEREKİYOR

Konutu nedeniyle, “sıfır oranlı emlak vergisi” avantajından yararlanmak isteyenlerden;
- Hiçbir geliri olmayanların, “Hiçbir Geliri Olmadığını Belgeleyenlerin Tek Meskenine Ait Form” ile “Hiçbir Geliri Olmayanların Tek Meskenlerine Ait Taahhüt Belgesi”ni,
- Emekliler ile bunların dul ve yetimlerinin “Tek Meskeni Olan Emeklilere, Dul ve Yetimlere Ait Form”u,
- Gaziler ile şehitlerin dul ve yetimlerinin “Tek Meskeni Olan Şehitlerin Dul ve Yetimlerine ve Gazilere Ait Form”u,
- Özürlülerin ise “Tek Meskeni Olan Özürlülere Ait İndirimli Bina Vergisi Formu” ile “Sağlık Kurulu Raporu”nu ilgili belediyeye vermeleri gerekmektedir.
Bildirim formları belediyelerden “ücretsiz” olarak temin edilebileceği gibi www.gib.gov.tr  adresinden de indirilebilir.
Söz konusu taahhüt belgesi veya formları daha önceki yıllarda vermiş olup, durumlarında değişiklik olmayanların, izleyen yıllarda tekrar taahhütname veya form vermeleri gerekmiyor.

FAİZ VE REPO 23 BİN TL’Yİ GEÇERSE VERGİ VAR

Emekliler, ev hanımları ve işsizlerin 2011 yılında 23 bin TL’yi aşan menkul sermaye iradı (mevduat faizi, repo, döviz tevdiat hesabı faizi, fon payı geliri vb.) geliri varsa, 2012 yılında sıfır oranlı emlak vergisinden yararlanamazlar. Altındaysa yararlanırlar (Bkz. 45 No.lu Emlak Vergisi Tebliği). Bu tutar 2013 yılı için 25 bin TL olarak uygulanacak.

2012′DE EMEKLİ OLANA “SIFIR VERGİ” 2013′DE BAŞLAR

Yıl içinde emekli olanlar, emekli oldukları yılın emlak vergisini öderler.
Emekliler; gerekli koşulları taşımaları ve bildirimde bulunmaları halinde, emekli oldukları tarihi izleyen yıldan itibaren, sahip oldukları “bir konut” nedeniyle emlak vergisi ödemezler.

2012′DE SATILAN EVİN EMLAK VERGİSİNİ KİM ÖDEYECEK?

Alan kişi, 1 lira dahi emlak vergisi ödemeyecek.
2012 yılında örneğin Ocak ayında evini satan kişi, Mayıs 2012′de ve Kasım 2012′de, sattığı evin emlak vergisinin tamamını ödeyecek!
Alan kişi ise, 2013 yılından itibaren emlak vergisi ödemeye başlayacak

EMEKLİNİN İKİ EVİ VARSA BİRİ Mİ MUAF?

Hayır, ikisi de emlak vergisine tabi. Bir evi olsaydı, koşulları taşımasına bağlı olarak, emlak vergisi ödemeyecekti.

EMLAK VERGİSİNDE İKİ YARIM BİR TAM ETMİYOR

Emlak Vergisi uygulamasında; emekli, işsiz, ev hanımı ve engelli açısından, iki yarım bir tam etmiyor.
ÖRNEK: Emekli Nuri Bey’in 1/2 hisse ile maliki olduğu, her biri 90 m2 iki evi vardır. Bu durumda Nuri Bey, “sıfır oranlı” emlak vergisinden yararlanamaz ve her iki evi için de emlak vergisi öder.

EMEKLİ OLUP ÇALIŞAN EKREM BEY VERGİ ÖDEYECEK

Emekli olduktan sonra, ücretli ya da kendi adına bağımsız olarak çalışanlar, indirimli “sıfır oranlı” emlak vergisinden yararlanamazlar.Bu nedenle, 140 m2′lik bir konutu olan Ekrem Bey, emekli olduktan sonra çalıştığı için emlak vergisi ödemeye devam edecek.
Ancak engellilerin durumu farklı. Engelliler, emekli olduktan sonra çalışsalar dahi birden fazla konutu olmadığında, emlak vergisi ödemezler.

Evi olan üniversite öğrencisine emlak vergisi yok

Öğrencilerde de hiç bir geliri olmayanlar sınıfına dahil oldukları için 200 m2 yi aşmayan bir evleri varsa, emlak vergisi ödemezler.

ÖRNEK: Gazi Üniversitesi’nde öğrenci olan Arda’ya, babasından 130 m2 bir ev miras kalmıştır. Arda bu evde annesi ile birlikte oturmaktadır. Arda, üniversite öğrencisi olduğu için geliri yoktur. Evi de 200 m2 ‘nin altında olduğundan, emlak vergisi ödemeyecektir.

KOCASINDAN HARÇLIK ALAN FATMA HANIM’A “GELİRİ VAR” DENİLEMEYECEK

Emlak vergisi uygulaması bakımından ev hanımları, hiç bir geliri olmayanlar sınıfına dahil edilir. Brüt alanı 200 m2 ‘yi aşmayan bir evi varsa emlak vergisi ödemez. Bu nedenle, Fatma Hanım’ın eşinin çalışması ve mutfak masrafı, evin diğer ihtiyaçları ve alış veriş yapması için ona düzenli olarak para vermesi, Fatma Hanım’ın “geliri olduğu” anlamına gelmez.

2012′de Bedriye Teyze’nin emlak vergisi yüzde kaç arttı?

BEDRİYE Teyze’nin İstanbul’da bir evi, Bodrum’da da yazlığı var. Yılın sekiz ayı İstanbul’da, dört ayı da Bodrum’da kalıyor. Yazın torunları da geldiği için çok mutlu oluyor. Bedriye Teyze bu yıl emlak vergisi yönünden biraz şanssız!

Nedenine gelince, her yıl evinin emlak vergisi değeri, “yeniden değerleme oranının yarısı kadar” artıyordu. 2012′de Bakanlar Kurulu olaya müdahale etti ve evlerinin değeri “yeniden değerleme oranının tamamı kadar” artırıldı. Böyle olunca, ödeyeceği vergideki artış da beklentisinin üzerinde oldu.
Buna göre, Bedriye Teyze de dahil Türkiye’deki tüm gayrimenkullerin emlak vergisi hesaplamasına esas değeri “yüzde 10,26 oranında” arttı.

Özellikli bazı durumlar dışında, 2012′de ödenecek emlak vergileri de yüzde 10,26 oranında arttı.

 

Bolu yüzde 170 artışla konut kredisi kullanımında Türkiye’de ilk sırada. Konut kredisinde 2011 de kullanılmış kredi 47 milyon TL.

Verimli tarım arazilerinde inşaat faaliyetlerinin arttığını belirten Bolu iş dünyası, tarımsal alanların  yapılaşmaya kurban edilmemesi, kent merkezinde yeni inşaat alanları yaratılması için  ‘geri dönüşüm’ anlayışının yaygınlaşmasını istiyor. Bolu iş dünyası, Dünya Gazetesi ve Ayna Yapı İşbirliği ile düzenlenen ‘Bolu’da İnşaat Sektörü’  başlıklı toplantıda buluştu.

Dünya Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hakan Güldağ’ın moderatörlüğünde Gazelle Otel’de düzenlenen toplantıda DÜNYA Gazetesi yazarı Dr. Rüştü Bozkurt da bir konuşma yaptı. Ayna Yapı, Köroğlu Yapı Denetim, Makron Elektrik, Detay Mimarlık ve ZEİN Yapı Mühendislik firma  temsilcilerinin söz aldığı toplantıda konut kredisi kullanımında yüzde 170′lik artışla Türkiye’de ilk sırada yer alan Bolu’da öğrenciler ve yeni evleneneler nedeniyle özellikle 1+1′ ve ’2+1′ gibi küçük dairelere talebin arttığına dikkat çekildi.  Sektörde kooperatiflerin eski gücünü yitirdiğini dile getiren sektör temsilcileri, konut kredilerinin geri ödemesinde ilerde sorunlar yaşanmasının mümkün olduğunu düşünüyor. Yapı Denetim Daire Başkanlığı’nın ani bir kararıyla uygulamaya geçen ‘ bir şantiye şefi 5 şantiyeye bakar’ şeklindeki kuralın inşaat firmalarını zorladığını belirten iş çevreleri, 30 bin metrekareye geçmeyen yapılar topluluğunun tek şantiye olarak belirlenmesini istiyor. Sektör temsilcileri yap- satın yaygınlaştığı kentte  aşırı inşaat yığılması olduğunu  ifade ederek, doğal güzellikleri ile öne çıkan Bolu’nun Mütekabiliyet Yasası nedeniyle dikkati çekeceğini düşünüyor. Sektör temsilcilerinin dile getirdiği bir başka sorun ise kalifiye eleman eksikliği.

Bolu Konut Kredisi Kullanımında Türkiye’de İlk Sırada

Ayna Yapı Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Yerlikaya: İnşaatlarda denetim iş güvenliği ve iş kazalarının önlenmesi açısından önemli. Olay yaşanmadan şantiyeler denetlenmiyor. Denetimler düzenli olsa üzücü hikâyeler azalır.

İnşaat kayıtdışının yüksek olduğu bir sektör. Artık tüm Türkiye’de olduğu gibi Bolu’da da sektör oyuncuları bir değişimden geçiyor. İşini ciddiye alan firmalar  kayıt altına giriyor. Sürdürülebilir olmayı hedefleyen firmalar daha özenli ve kurallara uygun davranıyor. Bolu yüzde 170 artışla konut kredisi kullanımında Türkiye’de ilk sırada. Konut kredilerinde 2011 de kullanılmış kredi 47 milyon TL. Önceden kooperatife girip daire sahibi olmak isteniyordu. Şimdi alırım nasıl olsa kredi çıkar deniyor. Banka maaşının belirli bir oranının üzerine kredi vermiyor. Yüzde 30-40′ını peşin alıyorsunuz. 100 dairelik bir konut projesinin 80 dairesi kredilenmediği anda firmalar finansal sıkıntı yaşıyor.

Bolu’da satışlarda ciddi artış var ama kaç paraya satıldı, bu kredi çıkacak mı çıkmayacak mı? Bunun sorgulaması yapılmıyor şu anda. Sektör canlı, talep çekildiği an bu da ortaya çıkacak. Bolu kentsel dönüşüm çalışmalarının gerçekleştirileceği iller arasında yer alıyor. Bu konuda avantajlı bir kent olarak önemli adımlar attık. Hızlı nüfus artışı ve hızlı şehirleşme nedeniyle konut üretimi, betonla tanışmamış arazilere kayıyor. Konut ya da yapı üreten firmalar, mevcuttaki atıl arazi deposu olan bölgeleri değerlendiremiyor. Özellikle ilk yerleşim merkezlerinde, miras yoluyla oluşan çok hisseli yapı, baba toprağı anlayışı gibi nedenlerle zorluk yaşanıyor. Bu durum, firmaları tarım alanlarına kaydırıyor. Değerli tarım arazilerimiz hızla tükeniyor. Kentsel dönüşümde ‘geri dönüşüm’ anlayışını sağlamalıyız. Bu anlayışla birçok engeli aşabiliriz. Böylece tarımsal alanları imara açılmaz, yapılaşmaya kurban edilmez. Kentsel dönüşüm sürecini tarımsal kazanca dönüştürmeliyiz.

Depremden sonra, insanlarda, eski konutu dönüştüreyim, yeni konut alayım düşüncesi oluştu. ’1+1′ ve ’2+1′ gibi küçük dairelere olan talep arttı. Artık müşteri bizi yönlendiriyor.  Ayna Yapı 2001 yılında üniversiteyi bitirmiş üç gencin sıfır sermaye ile kurduğu bir firma. Yerel bazda çalışma konusunda sıkıntı yaşıyoruz. İnşaat firmalarının  daha önceden faaliyetteki karları bilançolara yansırken şu an faizlerin düşük oluşu sebebiyle parayı asıl faaliyet alanında değerlendirmeye başladılar. ‘Büyük balık, küçük balığı yutar’ zihniyetinden  kaynaklı sıkıntı var. Bu durumda ya büyüyerek büyük firmalarla rekabet edebilecek duruma geleceksiniz ya da büyük firmalarda çalışacaksınız. İşinizi düzgün yapmak istiyorsanız yerel bazda kayıtdışının size verdiği çok fazla darbe var. Sıkıntılardan biri de her önüne gelenin şirket kurup sektöre ben de oyuncuyum diyerek katılması. İşini ciddiye alan firmalar kayıt altına girmeye hazırlanıyor. Eğer girmezse 3-4 yıl sonra bu mecburi olacak. Bunu öngörüyor. Maliyeti belli olmayan konut stoğuyla da karşı karşıyayız. Siz gerekli koşullarla, şartlarla teklifinizi yapıyorsunuz ama aynı şartlar altında ve yarı fiyatına tekliflerde dolanıyor ortalıkta ama bu teklifler markasız oluyor. Müteahhitlik yapan kişiler, büyük illerde rekabet edemediği için bu sefer Bolu’ya geri dönüş yapmak zorunda kaldı. Kayıt altında olan ve finansal gücü bulunan firmaların baskısı iş yaptırmamaya başladı.

Bir Şantiye Şefi 5 Şantiyeye Bakar Uygulaması Çok Sıkıntı Yarattı

Bolu Köroğlu Yapı Denetimi firma sahibi Hüseyin Özsoy: Türkiye’de Yapı Denetim Kuruluşları ilk başta 5095 sayılı Yapı Denetim hakkında kanun hükmündeki kararname ile başladı. Daha sonra bu 2001 yılında 4708 sayılı, 2001 yılında da 5205 sayılı kanun değişikliğiyle uygulama şeklini aldı. Resmi Gazetede yayımlanan Yapı Denetim Uygulama Yönetmeliği çıktı. İlk kuruluşundan 1 ocak .2011 tarihine kadar 19 pilot ilde hayata geçti. Bu uygulama 2011 yılı itibariyla 81 ile yayıldı.

Yapı denetim firmalarının iş alabilme kapasitesi bakanlık tarafından 360 bin metre kare ile sınırlandırılıyor. Ben bu sektörde 35 yıldır mesleğimi icra ediyorum. Bolu’da son zamanlarda ciddi bir inşaat artışı var. Yap-sata hızlı bir talep var. Bu yöndeki piyasada inşaatın hızla büyüdüğünü görüyorum. Önceki yıllarda yaygın olan kooperatifler hemen hemen yok denecek seviyelerde.  Hükümetin kararıyla 2012 yılı itibariyle tüm müteahhitlerin kayıt altına alınması gerekiyor.  Bir İnşaatın müteahhit  varsa şantiye şefi de olmalı. Yapı Denetim Daire Başkanlığı’nın aldığı bir kararla, bir şantiye şefi 5 şantiyeye bakar uygulaması çok sıkıntı yarattı. Böyle bir uygulamaya aniden geçildi. Daha önceden metrekareye yönelik alınan karar var. Yasada bir şantiye şefinin 30 bin metrekareye kadar iş alacağı belirtiliyor. Bunu 5 şantiye sorumluluk alanıyla sınırlandırdığınızda,  geriye dönük aldığı işlerde yeni uygulamaya uymayacak duruma düşülünce piyasada bir darlık oluştu.

Yapı Denetim Başkanlığı bu sıkıntıyı görmüş olacak ki bir an için bunu kaldırdılar ve rahatladık. Bir şantiye şefine 5 şantiye veriliyor ama  bir şantiyede 15- 20 tane yapı var. Burada tek şantiye şefi mi olacak? Bu durumun yanlış olduğunu düşünüyorum. 30 bin metrekareye geçmeyen yapılar topluluğunun tek şantiye olarak belirlenmesi gerekir. Bu konuda hükümet bir düzenleme getirmeli. Şantiye şeflerinin denetleme anında o şantiye de olamadığı görülüyor. Çünkü 5 şantiyeden sorumlu olduğu için diğerinde de olabiliyor. Kanunda orada olsun diye bir şart yok. Buna nasıl bir çözüm üretilir?

2010′dan Bu Yana 4 Projem Onaylanmadı

Detay  Mimarlık sahibi Yalçın Kocaçalıkoğlu:Detay Mimarlık, 2006 yılında kuruldu. Firmamız Bolu ilçeleri ve beldelerinde mimari taahhüt hizmetleri ile kamu kurum ve kuruluşlarının bakım ve tadilat işlerini üstlendi. Ayrıca bölgedeki tarihi konak ve binalarının role ve restorasyon bakımları konusunda uzmanlaştık.  Projelerimiz teknolojiye, doğaya uygun hazırlanıyor. İnsanlara hizmette kalite ve güvenilirliği ilke edindik. Ben bir mimar olarak ağırlıkla tarihi kamu kurum ve kuruluşların ihalelerini alıyor, projeler çiziyorum. Bu tarihi binaların restorasyonlarında  Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Müdürlüğü ile bazı sıkıntılar yaşıyorum. Bu kurumda çalışan bazı memurlar işleri şahsileştirerek projelerimizi onaylamıyor. 2010′dan bu yana 4 projem onaylanmadı. Alacaklarımı da alamıyorum. Sonuçta resmi kurum ama ne yapacağımı şaşırmış vaziyetteyim. Daha önceki yıllarda Ankara’dan geçirdiğimiz ve uyguladığımız projelerin şimdi bir kurumdan geçmemesinin nedeni olayın şahsileştirilmesidir. Ben bu konuyu Kültür Bakanlığı’na hatta Başbakanlığa kadar ileteceğim. Düzce’nin Akçakoca ilçesindeki bu projeler bekliyor. Bir çok mimar arkadaşımız da bu sıkıntıyı yaşıyor. 7-8 projesi hazır bekliyor ve artık bürosunu kapatma aşamasına geldi.

Öğrenci Talebi Nedeniyle 1+1 Daire Yatırımları Çoğunlukta

Makron Elektrik Limited Şirketi sahibi Özcan Yücedağ : Makron 2005 yılında şahıs firması olarak kuruldu.2005′e kadar yurdun çeşitli yerlerinde bir çok müteahhit  firmasında çalıştım. Deprem sonrası üniversitemizin hastane inşaatında göreve başladım. Genelde tesisat ağırlıklı bina projeleriyle başladık.Şu anda perakende ve taahhüt olmak üzere Bolu’da inşaat sektörüne hizmet ediyoruz. Çalıştığımız müteahhitler var. Ayrıca İzzet Baysal Vakfı’nın ihale işlerini yapıyoru. Projesi de bize ait çalışmalarımız var. 2010 yılında Bolu’da konut sektörü patladı.  1+1 yatırımları çoğunlukta. Bu da yurtlarda yatak sayısının yetersizliğinden dolayı öğrenci talebinden  kaynaklanıyor.  Bir nedeni de yeni evlenenler.Vatandaşlar bankaların faizlerinin düşük olmasından dolayı yatırımı dairelere yapıyor. 1+1 ve 2+1 dairelere özellikle son iki yıldır talep çok fazla. 2 büyük deprem yaşayan bu bölgede yeni daireye çıkmak isteyenlerde çoğunlukta.

Artık kooperatife de ihtiyaç duyulmuyor. Yap-satta özellikle bankalardaki finans sektöründeki rahatlamanın etkisi büyük. Bolu finans açısında pek sıkıntı olmayan bir il. Mevduatın sıcak paraya dönüştürülmesinin en kestirme yatırım yolu inşaat. Bolu’da aşırı derecede inşaat yığılması var. Biz bekliyoruz ne zaman duracak diye ama böyle giderse durmayacak. Bizim proje aşamasında  aralık ayından bu yana yaptığımız daire bazlı proje sayısı 600′ün üzerinde. Otopark ücretlendirme konusunda yığılma oldu. İnşaatlardaki denetimler artıyor. Ehliyetsiz insanların inşaatlarda çalışmasını istemiyoruz. Bununla ilgili kanun 1 yıl içinde onaylanabilir. Bolu’da yetişmiş eleman sıkıntısı var. Yetişmiş elemanda alamıyoruz. Artık çıraklık dediğimiz olay bitti. Meslek Lisesi mezunları da kısa süreli çalışıyor.

Bolu’da 30 Binanın Enerji Kimlik Belgesi Alınmış Durumda

Zein Yapı Mühendislik ortağı mimar Necdet Bilgi : Zein Yapı, farklı firmalar ve farklı tecrübelerin birleşimiyle 2010 yılında kurulduk. Isı yalıtımı  alanına ağırlık verdik. Dünyanın fosil kaynakları tükenme aşamasında. Isı yalıtımı bu nedenle çok önemli. Türkiye’de sadece 2000 yılından sonra yapılan binalarda ısı yalıtımı var. 2000 yılından sonraki binaların toplamıyla sadece ısı yalıtımı yapıldığında Türkiye’nin bugün için kullanmış olduğu enerjinin yüzde 15′ini tasarruf edilebiliyor. Bu yaklaşık 1.7 milyar dolara tekabül ediyor. Bu alanda Bolu’da kısa sürede örnek olabilecek güzel işler yapmaya çalıştık. Yaptığınız iş kaliteli olursa duyulur ve fısıltı gazetesinde reklam olur. İnsanlar bunu birbirine aktarır. Fakat bilinç eksikliği ya da bilgi kirliliğinden dolayı bazı sıkıntılar yaşıyoruz. Bolu’da kalifiye eleman sıkıntısı da var. Şu anda ısı yalıtımı olmayan binalar iskan ruhsatı alamıyor. Bununla ilgili kriterler var. Mesela Bolu’da 5 santimden aşağı yalıtım yapılmıyor. Binalarda performans yönetmeliği 2011′de yürürlüğe girdi.

Binalara A’dan G’ye kadar olmak üzere kimlik de verilecek. A-B-C geçerli olan bir kriter olacak diğerleri de güçlendirilmesi, iyileştirilmesi gereken binalar olarak görülecek. Bu kimlik belgesi eski binalarda enerji danışmanlık firmaları tarafından verilebilecek. Yeni binalarda mesela biz inşaat mühendisleri, makine mühendisleri bu kimlik belgesini verebiliyoruz. Bu kural 2017 yılına kadar bu eski binalarda dahil olmak üzere tüm binalara getirilecek. Şu anda Bolu’da 30 binanın enerji kimlik belgesi alınmış durumda. Bu sayı daha da artar çünkü iskan belgesi almanın şartı enerji kimlik belgesi oldu artık binalarda.

Yerelde İşler Yap-Sat Yerine Sat-Yap Şeklinde Gidiyor

Ayna Yapı Yönetim Kurulu Üyesi Durmuş Ali Uzman:15 yıldır Fransa’da inşaat işleri yapıyoruz. 6 . Fransa’dan buraya gelince aynı iş üzerinde biraz zorlandık. Fransa’da  bir inşaat firması olarak sadece inşaatla ilgileniyorsunuz, yap-sat sistemi yok. Bu nedenle sadece inşaat konusunda uzmanlaşılıyor.

Fransa’da yap-sat mantığı olmadığı için  işinizi en kısa sürede denetçilerin de gözetiminde, en uygun ve kaliteli şekilde bitirmek zorundasınız. Maliyet Türkiye’den 3 kat daha fazla. Isı yalıtımı, izalosyonu Bolu’da 5 santim olurken Fransa’da 14-15 santim yapılıyor. Projeler elimize hazır geliyor. Biz inşa aşamasını yapıyoruz. Oradaki sistemi burada oturtmak için araştırmalar yaptık. Ancak işçilerin ve şantiyenin güvenliğini sağlayacak yeterli malzeme, materyal yok. Bunun çalışmasını yapıyoruz. Ben yaptığım işin her aşamasından sorumluyum. Bunun için ayrı bir firmaya sigorta ödüyorum. Yapılan işin geri dönüşümü açısından da böyle bir sistem getirilmiş. Sorumlu olduğum için, firmamın zarar görmemesi için  işimi en iyi şekilde yapıyorum. Fransa’da böyle bir sistem var. Bu manada da tabii çok bir sıkı denetim var. Bir şantiyeye bazen 2-3 ayrı kurumdan denetçiler geliyor. Sistem olarak aynı aslında. Ben şimdiye kadar işleyen en iyi yapı denetimini gördüm aslında. Tüm bu sistem içerisinde gözden bir şey kaçmamış oluyor.

Her inşaatın karnesi var. Fransa’da bir dairenin fiyatı şehir merkezinde 200-250 bin euro civarında.. Bolu bugüne kadar bir çok uygulamada pilot bölge olarak kullanıldı. Ankara-İstanbul arasındayız ve Türkiye’ nin en zengin illerinden biriyiz. Mütekabiliyet Yasası’nda Bolu dikkati çekecektir. Doğal güzellikleri var. Yaşanılası bir il. Bunları ön plana çıkararak tanıtmamız gerekir. Konut sektöründe yerelde işler genelde yap-sat yerine sat-yap şeklinde gidiyor. Bazen iş taslak halinde bile bitirilebiliyor. İnsanlar artık parasını konuta yatırıyor. Bu bilinç son yıllarda arttı. Banka faizlerinin düşük olması da buna etkendir. Eski binalarda fiyat düşüşü yeni binalarda da fiyat istikrarı var.

Kentte Yeni ve Modern Binalara Doğru Bir Geçiş Var

Dünya Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hakan Güldağ:Bolu’da konut sektöründe çok ciddi bir gelişme ve dönüşüm var. Bolu var olan konut stoğunu yavaş yavaş terkediyor. Yeni ve modern binalara doğru bir geçiş var. Bolu emekli kesim için de belki Antalya kadar olmasa bile hem İstanbul ve Ankara’ya yakınlığı hem de temiz havası ve yeşilliği ile belli bir cazibe oluşturabilecek bir yer. Kentin gürültüsünden kaçanlar için uygun bir yer. Emekli kesimin de 1+1 dairlere dönüş yapacağını tahmin ediyorum. Aynı zamanda çekirdek aile sayısının ve bu duruma paralel olarak Bolu’da da hane sayısının artması gerçekten mükemmel bir fırtınanın doğmasına neden oluyor. Bolu’da denetim firmaları da artan sayıları ile düzgün işler yapıyor.

Bolu’da konut fiyatları belli bir yükselme içerisinde ama çok yüksek fiyatlara konut satışın gerçekleştirilmediği, projelerin devam ettiği anlaşılıyor. Dönüşümle beraber bir kabuk değişimi var. Bu dönüşümle birlikte ortaya çıkan 2 sıkıntı var. Onlardan biri bu yapılaşmayı kaldıracak ölçüde bir altyapının olmayışı, bu konuda bir yatırım yapılması önceliğini doğuruyor. Bir de sektörün içinde bulunduğu büyüme nedeniyle firmaların ilerleyen günlerde daha tedbirli olması gerekebilir. Gayrimenkul sektörüne ilgi gösteren yatırımcının da projeler bazında daha seçici hale gelmesi, sektörü iyi okuyan sektör temsilcilerinin de kendi tedbirlerini almaları yönünde bir takım sinyalleri görmelerini sağlıyor.

İnşaat Sektöründe Öne Çıkan Talepler

*Bolu’da verimli tarım arazilerinde yapılaşmaya dur demek için  konutta geri dönüşüm yaygınlaştırılsın,

*’Bir şantiye şefi 5 şantiyeye bakar’ kuralı sektörü zorluyor. 30 bin metrekareye geçmeyen yapılar topluluğu tek şantiye sayılsın,

* İnşaatlarda denetim iş güvenliği ve iş  kazalarının önlenmesi açısından çok önemli. Denetim düzenli hale getirilsin,

*Ehliyetsiz insanların inşaatlarda çalışmasının önüne geçilmesi için ‘kanun desteği’ acilen yürürlüğe girmeli,

*Çıraklık sisteminin bitmesi, meslek lisesi mezunlarının kısa süreli çalışması nedeniyle oluşan yetişmiş eleman sıkıntısına çözüm bulunsun,

*Mütekabiliyet Yasası’nda Bolu avantajlı. Doğal güzellikleriyle yaşanılası bi kent olan Bolu’nun bu konuda öne çıkarılması için tanıtıma ihtiyaç var.

*Bolu konut sektöründeki ciddi düzeydeki gelişme ve  dönüşümü desteklemek için altyapı yatırımları da aynı hızla artırılmalı

 

14

Mayıs
2012

Kentsel dönüşüm haftaya Meclis’e geliyor

Yazar: Art Emlak  |  Kategori: Emlak Sektör Haberleri  |  Yorum: Yok   |  

GYODER’in düzenlediği 12.Gayrimenkul Zirvesi’nde konuşan Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, Türkiye’de kentsel dönüşümün artık kaçınılmaz bir hal aldığını söyledi. Bayraktar, “Kentsel Dönüşüm tasarısı çok büyük ihtimalle haftaya çıkacak ve Cumhurbaşkanının onayıyla yürürlüğe girecek.” dedi.

Bayraktar, sözkonusu yasanın merkezinde vatandaşların olduğuna dikkat çekerek,  “Vatandaş oturduğu evin riskli olup olmadığını kendisi belirleyecek. Belediyeler ve Bakanlık olarak biz yardım edeceğiz. Belediyeler ve Bakanlık olarak biz yardım edeceğiz” şeklinde konuştu. Tasarıda yer alan 3/2 çoğunlukla dönüşümden rant sağlamaya çalışacakları etkisiz hale getireceklerini vurgulayan Erdoğan Bayraktar, tasarıda can güvenliğini ve depreme dayanıklılığı ön planda tuttuklarının altını çizdi.

7 milyon bina mercek altına alınacak
Bakan Bayraktar, Türkiye’deki binaların röntgenini çekeceklerini ve bu sayede enerji sarfiyatını azaltmayı, konforu artırmayı ve deprem güvenliğini sağlayacaklarını belirten Erdoğan Bayraktar, “Türkiye fay hatları üzerinde bulunuyor. Bu nedenle depremi binalarımızı yenilemek için bir fırsat olarak görmeliyiz. Öncelikle riskli binalardan başlayacağız. Ülkedeki 20 milyon binanın 5 milyonu son 9 yılda yapıldı. Bu binaların 500 binini devlet, 4,5 milyonunu özel sektör yaptı. 7 milyon konut ise büyük deprem riski taşıyor ve en kısa dönemde bunları da yenilemeliyiz. Bu yenilemeyi ise kamu, halk ve sivil toplum örgütleriyle birlikte yapacağız. Bunu yaparsak ta ekonomiyi canlandıracağız, işsizliği azaltacağız ve gelişmişliğimizi artıracağız” diye konuştu.

Dünya Türkiye’ye bakıp parmak ısırıyor
Türkiye’nin büyük bir gelişme döneminde olduğu kaydeden Bakan Bayraktar,  krizlerle boğuşan dünyanın aksine ülkenin gayrimenkul sektörü sayesinde yara almadan bu süreci atlattığını, dünyaya parmak ısırttığını söyledi.  Afet Yasası’nın da Türkiye’nin en büyük itici gücü olacağını dile getirdi. Yasayla birlikte İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük şehirlerde yapı stoğunu iyileştirileceğini ifade eden Bayraktar, “Dünyanın en gelişmiş ülkelerine baktığımız zaman, hepsinin de çok iyi bir gayrimenkul stoğuna sahip olduğunu görüyoruz. Biz İspanya ve Kore’nin başardığını başaracağız. Türkiye çok büyük kalkınma yaşayacak”dedi. Türkiye’nin gelişimini sürdüreceğini işaret eden Topbaş, “İstanbul dünyada çok revaçta, Tokyo ve New York borsaları takip edilebiliyor. Kent adeta dünyanın merkezinde yer alıyor. Biz de yaptığımız dönüşüm projeleriyle kentin gelişimine katkıda bulunuyoruz. Kartal ve Cendere Vadisi projeleri bunları güzel bir örnek ve bu projeleri tüm kente yaymayı planlıyoruz.”dedi.

GYODER (Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı Derneği) tarafından Hasköy İplik Fabrikası’nda düzenlenen 12. Gayrimenkul Zirvesi ve REstate Istanbul Gayrimenkul Fuarı bugün de devam ediyor. 20 farklı ülkeden çok sayıda katılımcının ilgi gösterdiği fuar, çeşitli başlıklar altında düzenlenen 7 oturum ile tamamlanacak.

 

11

Mayıs
2012

Son bir yılda konut fiyatları yüzde 14 arttı

Yazar: Art Emlak  |  Kategori: Emlak Sektör Haberleri  |  Yorum: Yok   |  

Konut satış fiyatlarında son bir yılda yüzde 14 oranında artış yaşandı. İstanbul’da mart ayında konut fiyatlarında artış rekortmeni olan ilçe Şişli oldu.

Türkiye’nin lider emlak portalı Hurriyetemlak.com’un 5 ilde hazırladığı emlak endeksi verilerine göre, Türkiye genelinde son bir yılda ikinci el satılık konutta yüzde 14 oranında fiyat artışı yaşandı. Mart ayı verilerine göre satılık konutta metrekare fiyatı ise 1.565 TL oldu.

İstanbul’da ikinci el konutta son bir yılda yüzde 16 oranında değer artışı görüldü. Mart ayında bir önceki aya göre yüzde 2 oranında artışla İstanbul, metrekare bazında en yüksek artış yaşanan şehir olarak öne çıktı. Mart ayı verilerine göre İstanbul’da satılık konut metrekare fiyatı ise 1.926 TL oldu.

Mart ayında ikinci el konutların metrekare fiyatları bir önceki aya göre Ankara’da yüzde 0,3 oranında artarak 1.059 TL’ye, İzmir’de yüzde 1,1 oranında artış ile 1.364 TL’ye yükseldi. Antalya’da bir önceki aya göre değişim olmadı, metrekare fiyatı 1.103 TL ile aynı kaldı. Bursa’da ise metrekare fiyatı 1.061 TL ile bir önceki aya göre yüzde 1,3 oranında düşüş gösterdi.
İstanbul’da fiyat artışı en çok yaşanan ilçeler; yüzde 9,4 ile Şişli, yüzde 7,5 ile Bayrampaşa, yüzde 6,8 ile Beşiktaş oldu. Fiyatı en çok düşen ilçeler ise; yüzde 21 ile Arnavutköy, yüzde 15 ile Beyoğlu, yüzde 9,5 ile Adalar oldu.

İstanbul’da satılık konutta en değerli semtler; Bebek, Yeniköy, Etiler, Harbiye ve Levent olarak öne çıktı.

İstanbul ve Ankara’da kiralar yüzde 10 arttı
Kiralık konutlarda ise, mart ayında bir önceki aya göre metrekare başına yüzde 10 oranında değer artışı ile İstanbul ve Ankara en yüksek artış yaşanan şehirler oldu. Bursa’da yüzde 9, İzmir ve Antalya’da ise yüzde 6 oranında artış görüldü.
İstanbul’da Kiralık konutta ise en değerli semtler; Bebek, Levent, İstinye, Baltalimanı ve Rumeli Hisarı olarak sıralanıyor.
Kira getirilerine göre amortisman süreleri ise İstanbul’da 14, Ankara’da 15, Antalya’da 16, İzmir ve Bursa’da 18 yıl oldu.
Hurriyetemlak.com Genel Koordinatörü Ahmet Kurşunlu; son bir yılda konut yatırımı yapanların enflasyon ve faiz gelirleri üzerinde kazanç elde ettiklerini belirtti. Kurşunlu, “Konut yatırımı yapacak olanlar, ev alırken hangi bölgenin daha fazla prim yaptığını, hangi bölgenin gelişmekte olduğunu iyice araştırmalı. Konut yatırımında uzun sürede kazanç elde ediliyor ve alırken kazanıldığının göz ardı edilmemesi gerekiyor. Hurriyetemlak.com olarak kullanıcılarımıza, konut yatırımlarını yapmadan önce mutlaka emlak endeksi uygulamamızı incelemelerini öneriyoruz ” dedi.

 

9

Mayıs
2012

Kaliteli konut projelerine ilgi artıyor!

Yazar: Art Emlak  |  Kategori: Dekorasyon  |  Yorum: Yok   |  

REALTY World Türkiye Koordinatörü Mustafa Baygan, yapılan bir araştırmaya göre evini satmak ya da kiralamak isteyen tüketicilerin ‘sahibinden’ tercihlerinin 5 yıl önce yüzde 80′lerde olduğunu söyledi.

Mustafa Baygan, markalı emlak şirketlerinin Türkiye’deki geçmişini şöyle anlattı: “Markalı emlak sektöründeki gelişmeyi yerli ve yabancı markalar olarak ele almakta fayda var. Yabancı markaların 20 yıla yaklaşan bir geçmişi var. Yerli markalarda ise 25 yılın üzerinde bu konuda faaliyet gösteren firmalar olduğunu biliyoruz. Hangi sektörde olursa olsun marka sorumluluğu fayda sağlayan tüketicinin mal veya hizmet fark etmez artan rekabet dünyasında problemsiz satın alma yababileceği bir avantaj getirmektedir. Özellikle konumuz olan emlak sektörü ve günümüzün moda tabiri “emlakçı” ile iş yaparken bugüne kadar gerek alıcıların gerek satıcıların çektikleri sıkıntıların azalması yönünde önemli bir faktördür.

 

Sektörümüzde aracılık yapmak isteyen kişilerin bugüne kadar ne kadar denetim altında oldukları, ne kadar eğitim aldıkları konusundaki eksikliklerin boyutunun fazlasıyla olduğunu biliyoruz.

Bugün Türkiye’de bir elin parmaklan kadar yabancı markaların franchise şirketi var. Bunların tamamının Amerika kökenli olduğunu söyleyebiliriz. Emlak sektöründe faaliyet gösteren kişi ve kurumların sayısı kesin olarak bilinmemekle beraber yüzbinlerce noktada faaliyet gösteriyor denebilir.

Emlak odalarına kayıtlı sektör mensuplarının sayısı ise 20 bin civarındadır. Bir franchise markası altında faaliyet gösteren ofis sayısı Türkiye’de 1000 civarında.” ‘Sahibinden satılık’ Markalılar daha da büyüyecek

REALTY World Türkiye Koordinatörü Mustafa Baygan, yapılan bir araştırmaya göre evini satmak ya da kiralamak isteyen tüketicilerin ‘sahibinden’ tercihlerinin 5 yıl önce yüzde 80′lerde olduğunu söyledi. Şu anda bu rakamın yüzde 45′e kadar düştüğünü dile getiren Baygan, kısa zaman içerisinde de yüzde 25′e kadar ineceğini ekledi. Baygan, markalı emlak danışmanlığı şirketlerine olan ilginin arttığım dile getirerek, “Tercih edilme oram yüzde 60′a kadar çıktı. Toplam sayılan da Türkiye’de bine ulaştı” diye konuştu.

Yatırımcının ilgisi konutta

Yapılan istatistiklere göre 2012 yılında İstanbul’da hangi gayrimenkul türü yatırım çekecek sorusunun cevaplarına bakarsak konut sektörüne gösterilen ilginin ne kadar büyük olduğunu görürüz. Oranlar, ofis türü gayrimenkul yüzde 29, perakende türü gayrimenkul yüzde 13, otel yüzde 25, endüstri 30 civarında yer alıyor. Türkiye genelinde 2011 yılında 642 bin 972 adet konut ruhsatı, 547 bin adet konut yapı izni alındı.

2012 yılında 450.000-500.000 adet öngörüsü var. 2011 yılında gayrimenkul sektörü ekonomiye 300 milyar liralık bir katkı sağladığım da görüyoruz.

Büyük şehirlerde tercih

İstanbul, Ankara, İzmir ve Antalya şehirlerimizde tüketicilerin diğer şehirlere oranla markalı emlak ofislerini tercih ettiklerini görüyoruz. Ne yazık ki Anadolu’ya henüz yayılamadık. Markaların ofis yoğunluklarına baktığımızda bu gerçeği daha net görürüz. Bundan 5 sene önce yüzde 80 olan işlemlerin ev sahipleri tarafından yapılma oram 2011 yılında yüzde 45′e düştü. 2015 yılma kadar yüzde 25 seviyesine ineceğini öngörüyoruz. Bu oranların için marka ofis tercihleri de yüzde 15′lerden % 60′lara kadar çıktı. Ancak her geçen gün markalı ofis tercihinde artış olduğunu görüyoruz.

Eskisi gibi kolay değil

Bilindiği gibi artık yepyeni bir dünyadayız.

Yeni düzende emlak satmak ya da almak eskisi gibi kolay değil. Satıcının da alıcının da profesyonel yardıma şimdi daha çok ihtiyacı var. Satıcı borcunu kapatmak, nakitte kalmak, bir ihtiyacını gidermek ya da masraflarım azaltmak gibi nedenlerle gayrimenkulünü mümkün olan en yüksek fiyata bir an önce satmak istiyor. Alıcı ise alırken kazanacağı, en düşük fiyatla sorunsuz gayrimenkul almanın peşinde. Her ikisinin problemini çözecek profesyonel yardım bu dönemde çok daha değerli. Karşılığında talep edilen ücret ise tamamen hak edilmiş bir bedel olarak kabul ediliyor. Ancak satıcı da alıcı da problemini çözecek profesyonel yardımı güvenilir bir kurumdan almak istiyor. Bu yüzden yeni dünyada emlak danışmanlığı işini kurumsal bir yapı ve marka güveni altında yapan uzmanlar en kıymetli, en itibarlı ve en çok gelir elde eden kişiler oluyorlar. Türkiye’de markalı emlakçılığın giderek artan bir tempoyla büyüyeceğine yüzde 100 emin olduklarım söyleyen Mustafa Baygan, “Bu konuda en ufak şüphemiz yok. Emlak sektörünün beklenen yasası, tüketicilerin daha kaliteli hizmet alma anlayışlarının artması, emlak ofislerinin kendi içlerindeki rekabet dünyasında yanaştığı ipi göğüsleme çabalan markalı ofislerin artışına büyük bir hız getirecektir. Bu arada markaların kendi aralarındaki rekabeti, broker ve danışmanlarına verdikleri hizmet gelecekte hangi markalı ofislerin ön plana çıkacağım gösterecektir.

Bir ofis sahibinin dünyadaki emlak sektörüne yönelik gelişmeleri takip edip, bu bilgileri kendisinin ve danışmanlarının gelişimi için temin etmesi ne kadar zorsa, uluslararası bir markanın dünya genelindeki bu bilgileri derleyip, devamlı geliştirerek periyotlar halinde birçok ofise vermesi o kadar verimlidir, kolaydır ve daha mantıklıdır. Bu ve buna benzer birçok nedenle bir marka altında olmak artan rekabet dünyasında mutlaka tercih edilmelidir. Yine marka tercih edilirken Türkiye’deki büyüme hızına dikkat edilmelidir.”

 

7

Mayıs
2012

6.5’luk depreme dayanamayan bina yıkılacak!

Yazar: Art Emlak  |  Kategori: Emlak Sektör Haberleri  |  Yorum: Yok   |  

Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, İstanbul’da 6.5 büyüklüğündeki depreme dayanamayacak tüm binaların yıkılacağını açıkladı.

Trabzon’da yapılan Organize Sanayi Bölgeleri Üst Kurulu toplantısı sonrası bir grup gazeteciyle sohbet eden Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, kentsel dönüşümle ilgili kafalardaki soru işaretlerine açıklık getirdi. Bakan Bayraktar, kentsel dönüşümde hangi binaların yıkılacağına oluşturulacak bilimsel heyetin karar vereceğini belirtti.

Hata varsa yıkılır
Yapılacak çalışmaları anlatan Bayraktar, şunları söyledi: “Heyet binanın tehlikeli olduğunu raporlayacak. Yetkilendirilmiş kuruluşlar ölçecek, bina gerçekten örneğin 6.5 şiddetinde bir depreme dayanamayacaksa, mühendislik veya inşaat tekniği yönünden kötüyse, malzeme hatası varsa yıkılmasına karar verecek. Evlerin yıkımı illa idareler tarafından yapılması gerekmiyor. Sel, yangın, deprem, çığ düşmesi gibi doğal afetler kaçınılmazdır. Önemli olan afet yaşandığında insanların o çürük binalar yerine sağlam binalarda yaşıyor olmasıdır. Düzenlemeyle çürükleri yıkalım, yenisini yapalım, diyoruz. İsterse vatandaş kendi arasında anlaşıp, kendisi de yıkıp, yenisini yaptırabilecek.”

Vatandaş anlaşamazsa
Bayraktar, kendi arasında anlaşamayan olduğunda ise anlaşmaya yanaşmayan kişinin hissesinin başka şahıslara satılabileceğini; satılamıyorsa kamulaştırılacağını duyurdu. “Örneğin 10 daireli bir apartman, depreme dayanamayacağı bilimsel raporla tespit edilmiş. 9 daire anlaşmış; bir dairenin sahibi ‘yıktırmam’ diyor. Buna izin vermeyeceğiz” diyen Bayraktar, o kişinin hissesinin bir başka şahsa satılabileceğini, satılamazsa kamulaştırılacağını söyledi.

En az 400 kilometre metro
Kentsel dönüşümle kentlerin altyapısının da yenileneceğini vurgulayan Bayraktar, bütün kentleri kendi özelliklerini ön plana çıkaracak şekilde taradıklarını anlattı. Bayraktar, “Şehirleşme olgusu geriye döndürülemez. İstanbul,Ankara, İzmir’e göçü önleyemezsiniz. O halde kentlerdeki büyümeyi iyi planlamak gerekiyor. Örneğin İstanbul’a 400 kilometrelik metro yapmadan olmaz” dedi.

 

4

Mayıs
2012

“Kapalı Kutu Plazalar Ömrünü Tamamladı”

Yazar: Art Emlak  |  Kategori: Emlak Sektör Haberleri  |  Yorum: Yok   |  

GC Mimarlık Kurucusu ve Baş Mimarı Şebnem Gürcün sağlıklı ve ferah çalışma ortamı için iş yerlerinin nasıl tasarlanması gerektiğini anlattı.

Gün ışığı ve temiz havanın çalışanların fiziksel ve psikolojik sağlığı için en önemli unsur olduğunu belirten Şebnem Gürcün, kapalı kutu plazaların ömrünü tamamladığını, çok katlı binalarda bile yaratılan açık alanların çalışanların açık havayla temas etmesini sağladığını söylüyor.

Ofislerin iç dizaynında önemli olanın çok para harcayarak trendleri yakalayan çalışma ünitelerinin değil, çalışanların ergonomisine ve yapılan işin ruhuna uygun mobilyaların seçimi olduğunu belirtiyor.

GC Mimarlık kurucusu ve Baş Mimarı Şebnem Gürcün günümüz dünyasında ofis tasarımlarının hem iş verimi hem de çalışan memnuniyeti açısından büyük önem taşıdığını, çalışılan ofis ortamının ortaya çıkan işi direk etkilediğini belirtiyor. Gürcün’e göre, geçmiş dönemde hakim olan “yönetici odası şık olmalı, gerisi çok önemli
değil” anlayışının geride kaldığını, bu yaklaşımın işletmelere çalışan motivasyonu eksikliği olarak geri döndüğünü söylüyor.
Ofisleri tasarlarken doğal olmasına özen gösterilmesi gerektiğini söyleyen Şebnem Gürcün, kapalı ve karanlık ortamların çalışanlarda iş gücü kaybı yarattığını belirterek bir ofisin olmazsa olmazı olarak gün ışını işaret ediyor. Gürcün, “Artık birçok yüksek katlı binada bile açık alanlar yaratılarak çalışanların gün içerisinde hava ile temas etmeleri ve kendilerini daha iyi hissetmelerini sağlamak tasarımdaki esas kriterlerden biri oldu. Kapalı kutu plazalarında ömrünü doldurduğunu görüyoruz” diyor.

Ofis Dekorasyonlarında Fonksiyonellik Çok Önemli
İç Mimar Şebnem Gürcün’e göre, ofis dekorasyonunda fonksiyonelliğin ön planda tutulması gerekiyor. Gürcün “Şaşalı bir oturma ünitesine ne kadar para verdiğiniz değil, müşteriniz oturduğu zaman hissettiği konfor daha önemlidir” diyor. Günde 8 saat masa başında çalışanların ergonomik tasarımlar kullanmaları gerektiğine dikkat çeken Şebnem Gürcün, bir ofisin dizaynında, çalışma alanının da çok etkili bir unsur olduğunu söylüyor.

Hangi Ofiste Hangi Renk Kullanılmalı
Bir reklam ajansı ile bir hukuk bürosunun farklı dizayn edilmesi gerektiğini söyleyen İç Mimar Şebnem Gürcün, reklam ajansı örneğinde olduğu gibi bazı ofislerde yaratıcılığı tetikleyecek unsurların önemli olduğunu, gerek renk seçimi, gerek ışıklandırma ve ışığın yönü, gerekse de masa düzenini kurgularken bu noktalara dikkat edilmesi gerektiğini belirtiyor.
Ofis tasarımlarında genellikle mavi, siyah, beyaz rengin yaratıcılığı artırdığını, mor rengin çalışanların motivasyon yeteneğini artırdığını, turuncu rengin ise çalışanlar arasındaki uyuma olumlu etkileri olduğunu belirten Gürcün, ofis mobilyalarında en sağlıklı malzemenin de doğal malzemelerin olduğunu söylüyor.

 

2

Mayıs
2012

Bir Ev Sadece Bir Ev Değildir!

Yazar: Art Emlak  |  Kategori: Emlak Sektör Haberleri  |  Yorum: Yok   |  

Her konuda bahar ayları iştahları kabartan aylar ama söz konusu şey konut olunca bu iştah net bir şekilde gözlemlenebiliyor

Bütün avantajların, fırsatların önümüze serildiği bu ay konut alma işinden avantajlı olarak çıkabilmemiz için tüm kapıları sonuna kadar aralıyor. Rekabetin gözle görülür hatta ölçülebilir hale geldiği bu aylarda birçok firma sayısız kampanya ve ödeme seçenekleriyle görücüye çıkıyor. Özellikle nakit değil, küçük ödemeler yaparak bir ev sahibi olmak istiyorsanız yılın en avantajlı zamanındasınız. Yılda iki kere olan, bayram havasında geçen bu kampanyaların en avantajlı olanıysa kuşkusuz Mayıs  kampanyaları. Neden? Çünkü henüz Eylül- Ekim zammı konutlara yansımamış oluyor. Yazı rahat rahat geçirmek isteyen konut firmaları sunabilecekleri bütün fırsatları sunuyor. Kışın nasılsa satış yavaş da olsa devam eder diye düşünmüyor. Bu aylarda ise herkesin aklındaki sorular çoğalıyor, seçenek arttıkça seçim yapmak imkansızlaşıyor. Benim de telefonlarım susmuyor. Acaba nasıl doğru evi seçebilirim? Doğru yatırım nasıl olmalıdır? Ne kadar kazanabilirim? Nelere dikkat etmeliyim?  İşte size aslolan yöntem:

Ev Almak
Konut almak başka hiçbir yatırıma benzemez. Ev almak, yuva kurmaktır içinde siz oturmayacaksanız bile. Hayal ettiğiniz hayatın çerçevesini çizmektir. Sadece o evin bir yatırımcı olarak bile sahibiyseniz, kiracınız olacaksa bile bu sizin kim olduğunuzun göstergesidir. Öyle ya, bugün  o evde kiracı yarın belki oğlunuz, kızınız, torununuz? Hayatın size belgeli olarak sunduğu ve hayata gözlerinizi yumduğunuzda kalanlara bir şey söylemek demektir.  ‘ Seni düşündüm evladım’ mesajıdır aslında onlar için yaptığınız bir yatırım. Hayatı için edeceği  mücadelenin ilk adımıdır. Bilmesidir evladınızın, başını sokacak bir evi olmasının ne büyük güç olduğunu. Ona ‘şimdi yapman gereken tek şey bu evde istediğin hayatı kurmak’ demektir. Hayata eksilerde değil de, en azından 0 noktasında başlayabilmesini sağlamaktır.
Bir ev sadece bir ev değildir. Akşam varabilmek için gün boyu ter döktüğünüz şeydir, başkalarının yanında asla giymeyeceğiniz şeyleri giydiğiniz, yemeyeceğiniz şeyleri yemeyeceğiniz şekilde yiyebildiğiniz yerdir. Size ama gerçek size tanık olandır. Gözyaşlarınızdır kimsenin bilmediği, belki kimsenin duymadığı kahkahalarınız, belki o aynanın karşısında söylediğiniz popstar şarkıları. Belki ilk aşkınız, belki hiç bitmeyen kimselere çaktırılmayan yalnızlığınız. Belki aslında daha mini giymek istediğiniz eteğiniz, herkesten daha başarılı yaptığınız catwalkların gizli tanığı.

Duvarların dili yoktur ama evlerin ruhu vardır. Ne satılır ne elde edilir. Sadece hissedilir. Henüz görebildiğin şey sadece bir katalog olsa bile, bilinir. O an sadece bilirsiniz. Nedenini  bilmeseniz  bile o evin sizi çağırdığını bilirsiniz. Size kazandıracaklarını, sizin sayenizde belki de başkalarının yaşamasına vesile olacağınız şeyleri bilirsiniz.
Neden biriyle aile olma sözünü verdiğimizde buna ‘evlenmek’ diyoruz sizce? Bence aile olmak asla evlere, tapulara, kontratlara bağlı değil ama aileyi geliştirmek, korumak, birarada tutmak için ev’ lenmek şart. Bu ev sadece bir oda olsa bile.  Hatta henüz toprak üstünde gözle görünür olmasa bile.

Bütün matematik hesaplarınızı yapın, dikkat etmeniz gereken şeylere ( bakınız eski yazılarım) mutlaka dikkat edin ama sonra kapatın gözlerinizi. İçinizdeki sesi duyacak kadar sessiz olun kendinize karşı ve size sizin asıl söylediğinizi dinleyin, duyun kendinizi ve ev’lenin.

 

30

Nisan
2012

Oturma odasına konforlu bir çalışma alanı

Yazar: Art Emlak  |  Kategori: Dekorasyon  |  Yorum: Yok   |  

Ev ortamında çalışmak çoğu zaman keyifli ve belki de daha verimli. Ancak evde bunun için ekstra alanınız yoksa oturma odasında çift yönlü mobilyalarla bir alan oluşturabilirsiniz.

SORU
Patronum her gün ofise gelmemi istiyor ama ben ”ev- ofis” çalışmayı seven biriyim. Evden çalışmak istiyorum ancak oturma odamı fazla değiştirmeden rahat ve pratik bir çalışma alanı oluşturmak için ne yapabilirim?

CEVAP
Oturma odanızdaki mevcut çekmece ünitenize kolay hareket edecek, tekerlekli lamine bir masa ekleyerek çalışma alanı kazanabilirsiniz. Bu masayı çalışmak istediğinizde pencerenin önüne kaydırarak çalışma alanınızı oluşturursunuz. Odayı, kanepenizle uyumlu ve dilediğinizde ofis sandalyesi olabilecek yükseklikte şık bir koltukla tamamlayabilirsiniz.

NASIL YAPABİLİRSİNİZ?
- Oluşturacağınız hareketli masanın rahat çalışma yüksekliğinde olması çok önemli. Bu da ortalama 74-78 cm arasındadır. Yerden masa yüzeyine kadar olan mesafeyi 80 cm’den daha fazla bırakmayın.

- Üst tabla , yan ve ön kenar için yapı marketlerden 18 mm kalınlığında sunta ya da MDFlam kestirebilirsiniz. Kenarları temiz bitiş yaptırmayı unutmayın.

- Masa yanına tekerlekleri takmak için alttan üç delik açın. Yanın üst bölümünde masayı kolayca hareket ettirmek için el genişliğinde bir tutmaç yeri bırakın.

- Masanın ön kısmında, ayakları gizleyen kısa parçayı yan ve üst kenardan tablaya sabitleyin. Bu parça aynı zamanda masanın dengeli ve sağlam durmasını da sağlayacaktır.

Kolçaklı yüksek sandalyeyi iki yönde de kullanabilirsiniz. Monte Cristo kadife koltuk, Koleksiyon Mobilya.

Çekmeceli konsol dosya ve evreklar için şık bir depolama çözümü. Malm çekmeceli huş kaplama konsol: 349 TL., IKEA.

 

27

Nisan
2012

Evde elektrik tasarrufu yöntemleri

Yazar: Art Emlak  |  Kategori: Dekorasyon  |  Yorum: Yok   |  

Elektrik zammına karşı, tasarruflu enerji kullanımı için tozlanan lambaların silinmesi, ev eşyalarının doğal ışığa göre yerleştirilmesi, dekoratif lambayerine tasarruflu aydınlatmaların tercih edilmesi buzdolabının güneş alan ya da radyatör yakınına yerleştirilmemesi gibi önlemler tavsiye ediliyor.

Alınacak bazı basit tedbirlerle  evlerde tüketilen elektrik enerjisinden ciddi oranda tasarruf edilebileceği ve  faturanın düşürülebileceği bildirildi.
AA muhabirinin Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğü’nün internet  sitesinden derlediği bilgiye göre, evlerde kullanılan elektrikli ev aletlerinden  istenilen hizmet ve konfor seviyesini etkilemeksizin daha az enerji ile  faydalanmak mümkün. Bunun için yapılması gereken en önemli şey ise ev aletlerinin  doğru kullanmayı bilmek ve bunu uygulamaya geçirmek.
Evlerde harcanan elektrik enerjisinin yaklaşık yüzde 20′sini aydınlatma  amaçlı kullanım oluşturuyor. Bu nedenle aydınlatmada enerji tasarrufunun basit  tedbirlerle sağlanması çok önemli avantajlar getirebiliyor.

Aydınlatma konusunda uygulanabilecek tedbirler şöyle:
“Bir akkor lamba, kompakt floresan lamba ile değiştirildiğinde yüzde 80  kadar aydınlatma maliyeti azalıyor. Odadan ayrılırken lambalar mutlaka  kapatılmalı. Aile bireylerinin odadan ayrılırken lambaları kapatmalarını  hatırlatacak notlar kullanılması faydalı olur. Gün ışığından mümkün olduğunca  faydalanılmalı. Odalar doğal aydınlık avantajını daha iyi kullanacak şekilde  düzenlenmeli. Pencere yakınına bir masa ve sandalye yerleştirerek elektrik  faturalarında gerçek bir azalma sağlanabilir.
Lambaların ve armatürlerin periyodik olarak bakımları yapılmalı, çünkü  bakım yapılmaması halinde lamba üzerinde biriken tozlar faydalı ışık miktarını  azaltır. Tozlanan armatür ışığın yüzde 50′sini yayar, yüzde 50′sini yutar.  Bunları temiz tutmakla daha fazla enerji harcamadan aydınlatma miktarı  arttırılabilir. Tüm lambaların ışık çıktıları zamanla azalır. Işık çıktıları  azalan, yani verimleri düşen lambaların değiştirilmesi gerekir. Duvarlar ve  tavanlar açık renkli boya ile boyanmalı, dekorasyon eşyaları mümkün olduğunca  açık renk seçilmeli. Lamba ışığı verimli olarak kullanılmalı. Daha fazla ışığa  ihtiyaç duyulan bölümlerde çok sayıda düşük güçlü lamba yerine daha yüksek güçlü  tek bir lamba kullanmak daha verimli bir aydınlatma sağlar. Dekoratif lambalar  ışığı sizin istemediğiniz yönlere gönderir. Açık renk, şeffaf gölgelikli  abajurlar ışığı daha iyi geçirirler. Fotoselli lambalar da aydınlatmanın kontrol  edilmesini sağlayarak enerji tasarrufuna imkan sunar.”

Elektrikli ev aletlerinde tasarruf

Çalışma ömrünün sonlarına gelen bir buzdolabının bozulmasını beklemek  yerine, değiştirmekle fazla ödemelerden kurtulmak mümkündür. Çünkü yeni bir  buzdolabı 8-10 yaşında olandan çok daha az enerji tüketecektir.
Yeni bir buzdolabı alınacağı zaman, istenilen özelliklere sahip, ihtiyaca  uygun ölçülerde ve mutfağa en iyi uyabilecek model araştırılmalı ve diğer  istenilen özelliklerin bir araya geldiği en az elektrik tüketen buzdolabı  seçilmelidir.
Ayrıca geniş buzdolapları küçük olanlardan daha fazla enerji kullanacağı  için yalnız ihtiyaç olan kadar büyüklükte bir buzdolabı seçmek yararlı  olacaktır.

Buzdolabını tasarruflu kullanmak için şu yöntemler tavsiye ediliyor:
“Buzdolaplarının verimli kullanılmasında düzenli bakım esastır. Düzenli  bakım programı sistemin verimliliğini arttıracak ve aletin ömrünü uzatacaktır.  Fırın ve diğer ısı kaynaklarından gelen sıcak hava, buzdolabınızın serin kalmak  için daha çok çalışmasına neden olacaktır. Buzdolabınızı güneş alacak yere, soba  veya radyatör yanına yerleştirmemelisiniz. Buzdolabındaki derin dondurucudan  çıkaracağınız donmuş bir malzemeyi bir gün önceden alarak buzdolabınıza koyunuz  ve orada çözülmeye bırakınız, dolayısıyla dolaba soğukluk vereceği için  buzdolabınızın daha az enerji harcamasını sağlamış olursunuz. Buzdolabına sıcak  malzeme koymayınız. Aksi halde üniteniz ısıyı uzaklaştırmak için daha uzun süre  çalışarak enerjiyi fazla tüketecektir. Sıvı yiyeceklerin üzeri kapatılmalıdır.  Aksi halde dolabın içindeki nem oranını arttırarak kompresörün daha fazla  çalışmasına neden olur.”

Çamaşır makinesi kullanımında ise harcanan elektrik enerjisinin büyük bir  bölümü suyu ısıtmak için kullanılır.

Çamaşır makinesi kullanırken de yüksek sıcaklıkta yıkamak yerine ılık  veya soğuk suyla yıkamak, durulamanın ise soğuk su ile yapılması tasarruf sağlar.  Ayrıca çamaşır ve bulaşık makineleri tam kapasite dolmadan çalıştırılmamalı.

Elektrikli süpürge çalıştırırken ise makinenin torbası sık sık  boşaltılmalıdır. Bu işlem, süpürgenin emme gücünü yükselteceğinden daha verimli  ve daha çabuk temizlemeyi sağlayacaktır.

Bilgisayarlar dünyada en hızlı elektrik yükü oluşturan cihazlardır. Ancak  bilgisayarların kullandığı enerjinin çoğu, bilgisayar kullanılmadığı esnada açık  olmasından dolayı boşa harcanmaktadır. Bilgisayar kullanılmadığı zaman  kapatılmalı ve fişi çekilmelidir.”

“Akıllı saat uygulaması”

Evlere taktırılan ve halk arasında “akıllı saat” olarak bilinen  elektronik sayaçlar ile de elektriği tasarruflu kullanmak mümkün. Bu sayaçlar ile  günün farklı zaman dilimlerinde tüketilen elektrik enerjisine farklı fiyat  tarifesi uygulanıyor. Bu tarife kapsamındaki abonelerin faturaları, belirlenen  zaman dilimlerindeki tüketimleri ile bu zaman dilimlerinin fiyatları dikkate  alınarak düzenlenir.

Üç farklı zaman diliminin uygulandığı bu tarz sayaçlarda 06.00-17.00  saatleri arası, 17.00-22.00 saatleri arası ile 22.00-06.00 saatleri arası farklı  fiyatlandırılıyor. Bu saat dilimleri içinde ise en düşük ücretlendirme gece  dönemi olarak adlandırılan saat 22.00-06.00 arasında gerçekleşiyor. Bu nedenle  bulaşık ve çamaşır makinesi, ütü gibi cihazların gece saatlerinde kullanılması  önemli ölçüde tasarruf sağlıyor.

 

© Tüm Hakları Saklıdır - Art Emlak Yazılar kaynak belirtilmeden kullanılamaz.